13 Haziran 2011 Pazartesi

Korunabilir bir marka nasıl seçilir

Tescil ettiğiniz markanın taklit edilemez benzersiz bir marka olması çalışmalarınızda çok büyük rahatlık sağlar. Burada basit örneklerle taklidi çok zor olan marka örnekleri vermeye çalıştım.
- Uydurulmuş yada türetilmiş kelimeler
Sözlüklerde bulunmayan, çeşitli kelimelerden türetilmiş kelimelerin oluşturduğu markalar korunması en kolay markalardır. Buna en bilinen örnekler:
Nike
Google
Vestel
Beko

Olarak gösterilebilir. Böyle markalara benzer markalar yapmak isteyecek olanlar çoğu zaman taklit ediyor durumundan kurtulamayacaklar, her durumda müşterilerine neden böyle bir marka seçtiklerini makul bir şekilde açıklayamayacaklardır.
- Kombinasyon kelimeler
Markanın kullanılacağı alanda bir anlam ifade etmeyen kelimelerle yapılan kombinasyonların sonucunda oluşturulan markalar da korunması kolay taklitçiyi zorda bırakan markalardır. Örneklersek:
Microsoft
Apple Computer
Red Bull
Erikli

Markaları kullanıldığı alanlarda doğrudan bir anlama sahip olmayan ifadelerdir. Bu tür markaları taklit etmek isteyen kişi aynı şekilde bir açıklama zorluğu yaşar.
- Telkin edici kelimeler
Çalışılan meslek alanı ile ilgili imada bulunan markalar da bir avantaja sahiptir. Buna verilebilecek örnekler:
Mis süt
Kadife Kolonyaları
Doğadan

Markaları ilgili oldukları meslek alanı ile ilgili imada bulunmaktadır fakat bu tür markaların tescil edilememe sorunu olabilir. Ürün yada hizmet ile ilgili telkin edici ifadeye sahip ve tescil edilmiş bir markanın taklit edilmesi zorlaşır, çünkü taklit eden hem belirli bir markayla karıştırılmak amacı ile uğraşmalı hem de Türk Patent Enstitüsü’nün tescil edilebilme kriterleri ile mücadele etmelidir.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Marka Tescili Gelişme Stratejinizin İlk Adımıdır

Ticaret alanında kullanılan ad ve sembollerin korunmasının zamanlaması sorulmaktadır.

Marka tescili başvurusu için en doğru zaman nasıl belirlenir?

Yanlış olandan başlayalım; bir çok kişi markasının ticaret alanında makul bir tanınmışlık düzeyine ulaştıktan sonra ancak tescilini düşünmektedir. Bu kesin bir hatadır. Markanın kabul edilir bir tanınmışlık düzeyine ulaşması ya yıllara yaygın bir emeği yada kısa zamanda yoğun bir tanıtım çabasını gerektirir. Her iki durumda da marka için bir maliyet ödenmiş olacaktır. Örnek verirsek:

Markanın tanınırlığını sağlamak için tabela, kartvizit, broşür, reklam, fuar katılımı, vs... gibi faaliyetlere çeşitli ödemeler yapılabilir yada küçük işletmelerde alanda çalışılarak, bazı durumlarda alıcılara neredeyse tek tek ulaşılarak çoğunda yıllara varan emek harcanır ve bunun sonucunda bir tanınırlık elde edilir.

Bütün bu çabanın ardından markanın artık yeteri kadar tanınır olduğuna kanaat getirilince tescil aşamasına geçilir. Markanın bir başkası adına tescilli olduğu öğrenilir ve ya o güne kadar harcanan emek ve para bir yana bırakılıp yeni bir isme geçilir yada markanın önüne yada arkasına ilaveler yapılarak ilk bakışta taklit bir marka olduğu izlenimini yaratır şekilde bir geçici çözüm aranır. Her durumda emek ve çaba boşa gitmiş durumdadır.

Bir markanın piyasada kabul edilebilir bir itibar sahibi olması için ödenen maliyetin yanında marka tescili başvurusunun maliyeti hiç denecek düzeydedir. Bir fuar katılımı maliyeti bile marka tescili maliyetinden daha yüksek olabilir. Tescile kadar alınan risk tescile ödenecek maliyetle karşılaştırılamaz derecede yüksektir.

Marka tescili başvurusu için önerdiğimiz zaman markanın ne olduğuna karar verildiği gündür. En doğru sıralama şudur. Kişi bir yada iki yıl sonra bir yatırım planı kurmakta ise acil olarak buna bir ad koyup marka tescili talebinde bulunmalıdır. Şirketi kurduğu zaman yada ticaret alanında faaliyete başladığı zaman tescili tamamlanmış marka elinde bulunmalıdır.

Alınmış tescil belgesi sahibini taklitçi durumuna düşmekten koruyacaktır. Talep edilen marka eğer başkası adına tescilli ise zaten bunu öğrenmiş olacağından başka isme yönelerek muhtemel tehlikeden kurtulmuş olunur.

17 Şubat 2011 Perşembe

Yeni Bir Trademark Publisher Vakası

Markaların uluslar arası tescili ve yabancı ülkelerdeki tescilin ne tür sorumluluklar getirdiği bilinmediği için bunu bir fırsat olarak gören kimseler marka tescili sahiplerini yanıltarak para alma yollarını zorlamaktadır.


Birkaç yıl evvel böyle bir faaliyet yapan “Trademark Publisher” adında bir firma önce faks çekerek sonra da mektupla başvuru sahiplerinden markanın uluslar arası yayını için ücret talep etmişti. Birkaç yüz Türk firmasını “ikna” edip yüklü bir ciro da yapabildiler. Yaptıkları şey doğrudan dolandırıcılık olarak adlandırılamaz çünkü ödeme yapıldıktan sonra söz verdikleri gibi markayı uluslar arası yayınlanmakta olan kendi internet sitelerinde yayınlıyorlar, zaten verdikleri hizmet de bundan ibaret. Suç olarak tanımlanabilecek tarafı ise bu işi sanki resmi bir yükümlülükmüş gibi göstererek tescil sahibini yanıltarak yapmaları.

Bugünlerde aynı yöntemi uygulayan yeni bir isim ortaya çıktı. WORLWIDE DATABASE OF TRADEMARKS AND PATENTS adındaki firma antetinde “WDTP” kısaltmasını kullanıyor. Tescil sahibi firmalara resmi bir yazıymış hissi uyandıracak şekilde hazırlanmış bir yazı fakslayarak markanın aynı şekilde uluslar arası yayını için 1.705.-EURO tutarında bir ücret istiyorlar.

İnternette yaptığım araştırmada yazıda görülen internet sitesine ulaşamadım. Bu tür bir yazı kendisine ulaşan marka sahipleri hemen vekillerine bilgi vermeli ve hiçbir şartta ödeme yapmamalıdır.

4 Şubat 2011 Cuma

Patent Tescili için Destekler

Türkiye’de yerleşik olan kişi yada firmaların yaptıkları patent tescili başvuruları aşamalı olarak TÜBİTAK tarafından destekleniyor. TÜBİTAK destekleri üç aşamada veriliyor:

1 Şubat 2011 Salı

Afrika'da Marka Tescili

Afrika kıtası son yıllarda ticari olarak ilgi gören ülkeler oldular. Savaş ve çatışmaların eskiye göre azalması ile oluşan ortamda ticari faaliyetler de artmaya başladı. Özellikle son bir iki yılda Çeşitli ülkeler için tescil talepleri ile karşılaşıyoruz.

Afrika kıtasında bulunan ülkelerde marka tescili için üç yol kullanılabiliyor:


-

13 Ocak 2011 Perşembe

Marka Sınıflandırmasında Radikal Değişiklik

Türk Patent Enstitüsü markaların sınıflandırma usullerini belirleyen Nice Anlaşması ışığında hazırlanmış olan mal ve hizmetlerin sınıflandırma listesinde değişiklik için hazırlık yürütüyor.

En çok tescil talep edilen sınıflardan olan 35. sınıfın en çok tescil edilen bölümü olan son paragrafında yapılacak değişiklik ile ilgili olarak yazdığım yazıyı buradan inceleyebilirsiniz.

25 Temmuz 2008 Cuma

FAYDALI MODEL BAŞVURULARININ YENİLİK DURUMU ARAŞTIRILIYOR

Teknik buluş ve yenileştirmeler ile ilgili iki tür tescil olduğunu önceki yazılarda da açıklamıştım. Bunlar:

- Patent ve
- Faydalı Model

olarak ayrıştırılyor. Aralarındaki en temel fark patent başvurularında inceleme araştırma işlemlerinin yapılması ve yenilik özelliği taşımayan başvuruların patent ile korunma şansının bulunmamasıdır.

Faydalı Model tescili başvurularında ise bu zamana kadar başvurular sadece dilekçenin şekli yapısı bakımından inceleniyordu. Kısaca detaylandırırsak:

- dilekçede imza var mı?
- tarih yazılmış mı?
- tarifname, özet, istemler ve varsa çizimler dilekçeye eklenmiş mi?
- başvuru ücreti yatırılmış mı?
- sayfalar belirlenen marjlara uygun mu hazırlanmış?...

gibi kriterlere bakılarak değerlendiriliyor bunlar bakımından bir sorun yoksa ve yayın talep edilmişse hızla yayına gönderiliyordu.

Son aylarda bir çok başvuruda görülen Türk Patent Enstitüsü'nün değerlendirme sırasında patent başvuruları arasında da benzer eski tesciller olup olmadığını inceliyor ve benzer olduğunu düşündüğü eski tesciller var ise başvuru işlemini durdurup başvuru sahibine bildirim yapıyor ve üç ay içinde varsa savunma istiyor. Cevabi yazıya göre tescil işlemlerini devam ettiriyor yada işlemden kaldırıyor.

Yapılanın hukuki durumu nedir diye sorulursa biraz karışık bir yanıt ortaya çıkar. Kanun Hükmünde Kararname ve Yönetmelik değişmedi ve Enstitü'de herhangi bir tebliğ ile böyle bir yetkiye kavuştuğunu ilan etmedi. Mevcut durumda Enstitü'nün böyle bir yetkisi olduğu görülmüyor. Başvuru sahibi işi mahkemeye götürse enstitünün bu yetkiyi nereden aldığını nasıl açıklayacağını merak ediyorum ama iş o kadar da basit değil.

Yaptığınız başvuruyu değerlendirip yeni olmadığını bildiren Türk Patent Enstitüsü başvuru sahibine şöyle bir pozisyon oluşturmuş oluyor. Başvuru gerçekten yeni değilse ve gösterilen eski patent gerçekten ürünün patenti ise(başka ülkede tescilli olup olmaması durumu değiştirmez var olması yeterlidir) başvuru sahibi bunu resmen bilmiş oluyor ve tescili devam ettirirse kendisine ait olmayan bir buluşu bunu bildiği halde tescil ettirmiş oluyor. Bu da cezası da belirlenmiş açık bir suçtur.

Sonradan faydalı model belgesinin iptali için mahkemeye giden biri belge sahibinin bu işleri bilerek yaptığını rahatlıkla ispat edebilir duruma gelerek hapis cezası istemli olarak dava açabilir. Belge sahibi bu durumda 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanabilir. Şimdiye kadar böyle bir dava duymadım ama alt yapının hazır olduğu kolaylıkla görülüyor.

Bu değerlendirme sürecinin başvuru sahibine de yararı var. Bilindiği gibi faydalı modellerde araştırma inceleme süreci olmadığı için özellikle mahkemelerde faydalı model belgelerine ön yargılı bir tavır bulunmakta idi. Şimdi böyle bir sürecin uygulanması belgeye duyulan güveni de arttıracaktır.