10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren yeni Sınai Mülkiyet Kanunu ile gelen değişiklikleri aralıklarla duyuruyoruz. Bugün ki yazımız tasarım tescillerinde "yenilik araştırması" hakkında:
Şimdi yürürlükte olmayan 554 Sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname döneminde tasarım tescili başvurularında tasarımın yeni olup olmadığının araştırması yapılmamaktaydı. Bunun bir sonucu olarak aynı çekyatın tekrar tekrar tescil edilmesi gibi durumlar yaşanmaktaydı. Ya da firmalar bir tasarım tescili ile ilgili olarak uyarıldıkları zaman ilk tepkileri aynı tasarıma başvuru yapmak oluyordu.
Tasarım tescillerinin yenilik araştırmasının yapılmaması sebebiyle bir başvurunun tescil edilmesinin engellenmesi sadece yayınlanan bültenleri takip eden sorumluluk sahibi sektör üyeleri sayesinde olabiliyordu.
Yeni kanun ile başlayan uygulamada yapılan bir tasarım tescili başvurusu yenilik araştırmasının ardından eğer aynısı bulunmazsa yayınlanacak. Aşağıda böyle bir araştırma ile reddedilmiş bir başvuru örneği görülüyor.
Yenilik Araştırması Nasıl Yapılacak?
Türk Patent tasarım araştırmasını ulaşabildiği araştırma portallarında yapacak. Türk Patent kayıtlarındaki tasarımlar, uluslararası ulaşılabilir tasarım araştırma portalları ve resim arama özelliği bulunan arama motorları kullanılarak yapılacak bir araştırma sonucunda karar verilecek. Aşağıda örnek bir araştırma ekranı gösteriliyor.
Tasarımların yenilik araştırmasının kötü niyetli tescilleri tamamen bitirmesi beklenemez. Bu kanaate iki sebeple ulaşıyoruz:
1- Tüm tasarımların bulunabileceği bir liste ya da bilgi kaynağı olmadığından kurum ancak ulaşabildiği bilgi havuzuna göre bir kanaat oluşturabilir.
2- Kurumun yenilik araştırmasında dayandığı kriter "yenilik" olacak fakat "ayırt edici nitelik" olmayacak. Örneklersek aşağıdaki tasarımları tespit etse dahi tasarımlar tamamen aynı olmadığından reddine karar veremeyecek ama itiraz edildiği zaman "ayırt edici nitelik" bakımından da inceleyebileceğinden itirazla reddedecek.
Görüldüğü gibi yeni uygulama kötü niyetli tescilleri tamamen ortadan kaldıramayacak ve tasarımların takip edilmesi zorunluğu devam edecek ama aynı tasarıma tekrar tekrar başvurulması sorununu bir ölçüde çözmüş olacak.
31 Mart 2017 Cuma
14 Mart 2017 Salı
Türkiye'de Tescilsiz Tasarım Koruması
10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile tasarımların korunmasında yeni bir yöntem de hayatımıza girdi. Uygulanmasında bazı sıkıntıların yaşanacağını düşünüyoruz fakat konunun kabaca anlaşılabilmesi için bu yazıyı hazırladık.
Tescilsiz Tasarım Koruması, adından da anlaşılacağı gibi herhangi bir kuruma tescil başvurusu yapmadan tasarımın korunabilmesini tanımlıyor.
6769 Sayılı Kanunun 55. maddesinde tasarımlar tanımlanırken tescilsiz tasarım korumasından yararlanacak tasarımlardan da bahsediliyor.
"
Bir tasarımın Türkiye'de tescilsiz tasarım korumasından yararlanabilmesinin şartları:
1- Yeni olmalı
2- Aynı türdeki diğer ürünlerle karşılaştırıldığında bir ayırt edici özellik gösterebilmeli
3- İlk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olmalı.
Biraz daha detaylı açıklarsak "yeni" olmalı derken kastedilen şudur: İlk kez kamuya sunulma tarihini tescilin birinci günü olarak algılıyoruz. Örnek: Ürün 1 Şubat 2017 tarihinde ilk kez (Türkiye'de) kamuya sunulmuşsa bu tarihten itibaren tescilsiz tasarım korumasından yararlanabilir.
Ürün aynı zamanda aynı türdeki diğer ürünlerle karşılaştırıldığında ayırt edici özellik göstermelidir. Zaten piyasada var olan bir ürünü piyasaya sunuyorsak bizim o ürünü ilk kez piyasaya sunmamız ürünü yeni yapmaz, tasarımsal olarak da ayırt edici düzeyde özgünlük kazandırmış olmamız gerekir.
Ürünün ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması gerekir. Örneklersek; 1 Şubat'ta Türkiye dışında kamuya sunduğumuz bir ürünü 2 Şubat'ta Türkiye'de kamuya sunduğumuz zaman bu korumadan yararlanamayız. Ürünün Türkiye'de kamuya sunulmadan önce dünyanın hiçbir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekir.
Tescilsiz tasarım koruması 3 yıl sürüyor. Burada amaçlanan modası çabuk değişen ve ticari ömrü bir kaç yılla sınırlı ürünler için pratik ve maliyeti düşük bir çözüm bulunmasıdır.
Tescilsiz tasarım koruması kapsamında kamuya sunulan ürünler için istenirse tasarım tescili de talep edilebilir. Tescilli tasarım korumasına ulaşmış tasarımın koruma süresi yenilemelerle 25 yıla kadar uzatılabilir fakat burada bilinmesi gereken çok önemli şey şudur.
Bir tasarımı kamuya sunduktan sonra tescil edilebilmesi için kamuya sunulma tarihinden itibaren 12 (oniki) ay içinde başvuru yapılması gerekiyor.
Örneklersek;
1 Şubat 2017 tarihinde kamuya sunulan bir tasarım tüm özellikleri taşıyorsa herhangi bir ek işlem yapılmaksızın 3 yıllık koruma elde eder. Tasarım sahibi isterse 1 Şubat 2018 tarihine kadar Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurarak tescilli korumaya geçebilir fakat 2 Şubat 2018 tarihinde artık bu yol kapanır. Hak düşürücü süre bittikten sonra tescil başvurusu yapamaz ama 3 yıllık tescilsiz tasarım koruma süresi devam etmektedir.
Avrupa Birliğinde uzun zamandan beri uygulanmakta olan Tescilsiz Tasarım Koruması ülkemizde yeni bir konu. Uygulama başladıktan sonra muhtemelen ek bilgilendirmeler gerekecek. Zaman içinde yeni yazılar ile konunun anlaşılması için katkı sunmaya çalışacağız.
Tescilsiz Tasarım Koruması, adından da anlaşılacağı gibi herhangi bir kuruma tescil başvurusu yapmadan tasarımın korunabilmesini tanımlıyor.
6769 Sayılı Kanunun 55. maddesinde tasarımlar tanımlanırken tescilsiz tasarım korumasından yararlanacak tasarımlardan da bahsediliyor.
"
ÜÇÜNCÜ KİTAP
Tasarım
BİRİNCİ KISIM
Tasarım Hakkı ve Kapsamı
Tasarım ve ürün
MADDE 55-...(4) Tasarım; bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmiş olması hâlinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olması hâlinde ise tescilsiz tasarım olarak korunur..."
1- Yeni olmalı
2- Aynı türdeki diğer ürünlerle karşılaştırıldığında bir ayırt edici özellik gösterebilmeli
3- İlk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olmalı.
Biraz daha detaylı açıklarsak "yeni" olmalı derken kastedilen şudur: İlk kez kamuya sunulma tarihini tescilin birinci günü olarak algılıyoruz. Örnek: Ürün 1 Şubat 2017 tarihinde ilk kez (Türkiye'de) kamuya sunulmuşsa bu tarihten itibaren tescilsiz tasarım korumasından yararlanabilir.
Ürün aynı zamanda aynı türdeki diğer ürünlerle karşılaştırıldığında ayırt edici özellik göstermelidir. Zaten piyasada var olan bir ürünü piyasaya sunuyorsak bizim o ürünü ilk kez piyasaya sunmamız ürünü yeni yapmaz, tasarımsal olarak da ayırt edici düzeyde özgünlük kazandırmış olmamız gerekir.
Ürünün ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması gerekir. Örneklersek; 1 Şubat'ta Türkiye dışında kamuya sunduğumuz bir ürünü 2 Şubat'ta Türkiye'de kamuya sunduğumuz zaman bu korumadan yararlanamayız. Ürünün Türkiye'de kamuya sunulmadan önce dünyanın hiçbir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekir.
Tescilsiz tasarım koruması 3 yıl sürüyor. Burada amaçlanan modası çabuk değişen ve ticari ömrü bir kaç yılla sınırlı ürünler için pratik ve maliyeti düşük bir çözüm bulunmasıdır.
Tescilsiz tasarım koruması kapsamında kamuya sunulan ürünler için istenirse tasarım tescili de talep edilebilir. Tescilli tasarım korumasına ulaşmış tasarımın koruma süresi yenilemelerle 25 yıla kadar uzatılabilir fakat burada bilinmesi gereken çok önemli şey şudur.
Bir tasarımı kamuya sunduktan sonra tescil edilebilmesi için kamuya sunulma tarihinden itibaren 12 (oniki) ay içinde başvuru yapılması gerekiyor.
Örneklersek;
1 Şubat 2017 tarihinde kamuya sunulan bir tasarım tüm özellikleri taşıyorsa herhangi bir ek işlem yapılmaksızın 3 yıllık koruma elde eder. Tasarım sahibi isterse 1 Şubat 2018 tarihine kadar Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurarak tescilli korumaya geçebilir fakat 2 Şubat 2018 tarihinde artık bu yol kapanır. Hak düşürücü süre bittikten sonra tescil başvurusu yapamaz ama 3 yıllık tescilsiz tasarım koruma süresi devam etmektedir.
Avrupa Birliğinde uzun zamandan beri uygulanmakta olan Tescilsiz Tasarım Koruması ülkemizde yeni bir konu. Uygulama başladıktan sonra muhtemelen ek bilgilendirmeler gerekecek. Zaman içinde yeni yazılar ile konunun anlaşılması için katkı sunmaya çalışacağız.
Etiketler:
Tasarım,
tescilli tasarım,
tescilsiz tasarım,
tescilsiz tasarım koruması
2 Eylül 2015 Çarşamba
Amerika Birleşik Devletleri'nde Tasarım Tescili Artık Daha Kolay (mı)
Endüstriyel tasarımların uluslararası tescili için kurulmuş olan Lahey Sistemi üzerinden Amerika Birleşik Devletleri' de (ABD) başvuru kabul etmeye başladı.
2005 yılından bu yana üyesi olduğumuz LAHEY SİSTEMİ uluslararası endüstriyel tasarım tescillerini kolaylaştırmak için düzenlenmiş bir organizasyondur. Tescil işlemleri için birer birer ülkelere başvurmanın zorlukları ve çok yüksek maliyetini ortadan kaldırmak için kurulmuştur.
LAHEY SİSTEMİ üzerinden yapılacak bir başvuru ile sisteme üye tüm ülkelerde tescil hakkı kazanılabiliyor. Türkiye'nin başvurulabilen ülke listesi şöyle:
Tasarımlarınızı belirledikten sonra ilgili olduğunuz ülkeleri belirleyerek ücretini yatırıp başvuruyu bir kerede yapabiliyorsunuz. Her bir ülkede ayrı ayrı vekalet ücreti ödenmesi külfetinden kurtardığı için başvurana büyük bir mali ve bürokratik avantaj sağlıyor.
Listeye aralıklarla yeni ülkeler ekleniyor. En son eklenen ülke de ABD oldu. diğer ülkeler gibi ABD'ne de orada ayrıca bir vekil görevlendirmeden başvurulabilecek fakat bunun bazı zorlukları var.
Türkiye'de bir tasarım tescili başvurusu için tescil edilecek ürünün istediğimiz kadar resmini katı modelleme çizimi ya da fotoğraf şeklinde oluşturup başvurabiliyoruz. Çeşitli açılardan fotoğraflamak yeterli oluyor fakat ABD bu şekilde başvuru kabul etmiyor bu da ABD'yi de kapsayan bir başvuruda hazırlığın nasıl yapılacağı gibi bir soruyu sorduruyor.
ABD'de tasarım tescillerine Design Patent (Tasarım Patenti) deniyor. Bir başvuruda bir tasarımı tescil edebiliyorsunuz çoklu başvuru yapmanız mümkün değil. Bir tasarım için bir iki resim koymanız yeterli olmuyor. Öncelikle aşağıdaki gibi hazırlanmış çizgisel anlatımlı resimler hazırlamanız gerekiyor.
Hazırlayacağınız resimlerde ürünü tüm perspektiflerden göstermeniz gerekiyor. İlave olarak en azından bir perspektif görüntü de gerekli. Her bir resmi de en azından bir cümle ile tanımlamalısınız.
ABD gibi Çin ve Rusya'da bu şekilde başvuru kabul ediyorlar ama henüz LAHEY SİSTEMİ üzerinden başvuru kabul etmedikleri için oralardaki vekilleri görevlendirmek gerekiyor ve onlar zaten onlar olması gerektiği gibi başvuru hazırlıyorlar.
Görüldüğü gibi sistemin işleri kolaylaştıracağı açık ama ABD için bir intibak süresi gerekecek.
2005 yılından bu yana üyesi olduğumuz LAHEY SİSTEMİ uluslararası endüstriyel tasarım tescillerini kolaylaştırmak için düzenlenmiş bir organizasyondur. Tescil işlemleri için birer birer ülkelere başvurmanın zorlukları ve çok yüksek maliyetini ortadan kaldırmak için kurulmuştur.
LAHEY SİSTEMİ üzerinden yapılacak bir başvuru ile sisteme üye tüm ülkelerde tescil hakkı kazanılabiliyor. Türkiye'nin başvurulabilen ülke listesi şöyle:
Tasarımlarınızı belirledikten sonra ilgili olduğunuz ülkeleri belirleyerek ücretini yatırıp başvuruyu bir kerede yapabiliyorsunuz. Her bir ülkede ayrı ayrı vekalet ücreti ödenmesi külfetinden kurtardığı için başvurana büyük bir mali ve bürokratik avantaj sağlıyor.
Listeye aralıklarla yeni ülkeler ekleniyor. En son eklenen ülke de ABD oldu. diğer ülkeler gibi ABD'ne de orada ayrıca bir vekil görevlendirmeden başvurulabilecek fakat bunun bazı zorlukları var.
Türkiye'de bir tasarım tescili başvurusu için tescil edilecek ürünün istediğimiz kadar resmini katı modelleme çizimi ya da fotoğraf şeklinde oluşturup başvurabiliyoruz. Çeşitli açılardan fotoğraflamak yeterli oluyor fakat ABD bu şekilde başvuru kabul etmiyor bu da ABD'yi de kapsayan bir başvuruda hazırlığın nasıl yapılacağı gibi bir soruyu sorduruyor.
ABD'de tasarım tescillerine Design Patent (Tasarım Patenti) deniyor. Bir başvuruda bir tasarımı tescil edebiliyorsunuz çoklu başvuru yapmanız mümkün değil. Bir tasarım için bir iki resim koymanız yeterli olmuyor. Öncelikle aşağıdaki gibi hazırlanmış çizgisel anlatımlı resimler hazırlamanız gerekiyor.
Hazırlayacağınız resimlerde ürünü tüm perspektiflerden göstermeniz gerekiyor. İlave olarak en azından bir perspektif görüntü de gerekli. Her bir resmi de en azından bir cümle ile tanımlamalısınız.
ABD gibi Çin ve Rusya'da bu şekilde başvuru kabul ediyorlar ama henüz LAHEY SİSTEMİ üzerinden başvuru kabul etmedikleri için oralardaki vekilleri görevlendirmek gerekiyor ve onlar zaten onlar olması gerektiği gibi başvuru hazırlıyorlar.
Görüldüğü gibi sistemin işleri kolaylaştıracağı açık ama ABD için bir intibak süresi gerekecek.
13 Ağustos 2015 Perşembe
Marka Tescil Belgeleri'ni Peçeteye Yazmak
Bir süreden beri Türk Patent Enstitüsü tescil belgelerini pdf olarak email yoluyla ya da A4 üzerine çıktı alarak elden teslim ediyor. Bütün karşı çıkmalara rağmen muhteşem buluşları üzerinde ısrarla devam ediyorlar.
Bunun ilk elde moral bir problemi var. 8-10 ay bekledikten sonra başvuru sahibine buruşuk bir yazıcı çıktısı verince bir hayal kırıklığı oluyor doğal olarak. Buruşuk derken gerçekten buruşuk. Evrakı posta ile alıyorsanız bir kağıt top asabilirsiniz duvarınıza.
Önceki belgeler karton kalınlığına yakın kalınlıkta mukavim kağıtlardı, üzerlerinde özel damga ve ıslak imza vardı. Sonra bu ihtiyaç ortadan kalkıverdi.
Dünyada nasıl derseniz ABD ve Japonya'dan gelen tescil belgelerini görmenizi öneririm.
Belgenin müsveddeleşmesinin moral etkisini bir yana bırakırsak şimdi resmi işlemlerde de sorun çıkmaya başladığını görüyoruz. Markayı devretmek için notere gittiğinizde ya da belgeyi kullanarak gıda sicili üretim izni veya TSE, garanti belgesi başvurusu yaptığınızda gösterdiğiniz kağıdın gerçekten marka tescil belgesi olduğuna kurumları inandırmanız gerekiyor.
Şikayetler son zamanlarda artmış ki Türk Patent Enstitüsü (TPE) soruna köklü bir çözüm bulmuş.
http://online.tpe.gov.tr/EvrakDogrulama/Default.aspx
Kısaca "inanmıyorsan buraya bak linki" diyebileceğimiz yukarıdaki linki sorun yaşadığınız noter yada kamu kurumu memuruna söyleyip (artık bunu da ezberleyemiyosanız ayıp) buraya girip kontrol etmesini rica edeceksiniz. Hemen koşup bakacağına eminiz tabii. Ya da linkin gerçekten TPE'ne ait bir link olup olmadığını kontrol için başka bir link de vermeniz gerekebilir. O yok henüz.
Bu arada bazı patent ofisleri müşterilerine düzgün belge verebilmek için özel kağıtlara tekrar çıktı alarak teslim ediyor. İşler giderek karmaşıklaşıyor; noter böyle bir belgeyi devir için görmüşse ve siz elinizde A4 kağıdı ile karşısında iseniz işiniz biraz daha zorlaşabilir çünkü söylediğiniz doğru olmayabilir başkaları düzgün belgeler ile gelmişti.
TPE ulaşılamaz bir bilgiye artık ulaşmamızı sağladı zannedebilirsiniz ama markalar yıllardan beri TPE internet sayfasında yayınlanıyor. Aşağıdaki linkten daha detaylı araştırmayı yıllardır yapıyoruz.
http://www.tpe.gov.tr/TurkPatentEnstitusu/onlinehelp/onlineMarka
Türk Patent Enstitüsü'nün bize göre yanlış olan bu uygulamayı sonlandırması yakın zamanda mümkün görünmüyor. Şimdilik resmi işlerde mücadeleli bir süreci göze alın.
Bunun ilk elde moral bir problemi var. 8-10 ay bekledikten sonra başvuru sahibine buruşuk bir yazıcı çıktısı verince bir hayal kırıklığı oluyor doğal olarak. Buruşuk derken gerçekten buruşuk. Evrakı posta ile alıyorsanız bir kağıt top asabilirsiniz duvarınıza.
Önceki belgeler karton kalınlığına yakın kalınlıkta mukavim kağıtlardı, üzerlerinde özel damga ve ıslak imza vardı. Sonra bu ihtiyaç ortadan kalkıverdi.
Dünyada nasıl derseniz ABD ve Japonya'dan gelen tescil belgelerini görmenizi öneririm.
Belgenin müsveddeleşmesinin moral etkisini bir yana bırakırsak şimdi resmi işlemlerde de sorun çıkmaya başladığını görüyoruz. Markayı devretmek için notere gittiğinizde ya da belgeyi kullanarak gıda sicili üretim izni veya TSE, garanti belgesi başvurusu yaptığınızda gösterdiğiniz kağıdın gerçekten marka tescil belgesi olduğuna kurumları inandırmanız gerekiyor.
Şikayetler son zamanlarda artmış ki Türk Patent Enstitüsü (TPE) soruna köklü bir çözüm bulmuş.
http://online.tpe.gov.tr/EvrakDogrulama/Default.aspx
Kısaca "inanmıyorsan buraya bak linki" diyebileceğimiz yukarıdaki linki sorun yaşadığınız noter yada kamu kurumu memuruna söyleyip (artık bunu da ezberleyemiyosanız ayıp) buraya girip kontrol etmesini rica edeceksiniz. Hemen koşup bakacağına eminiz tabii. Ya da linkin gerçekten TPE'ne ait bir link olup olmadığını kontrol için başka bir link de vermeniz gerekebilir. O yok henüz.
Bu arada bazı patent ofisleri müşterilerine düzgün belge verebilmek için özel kağıtlara tekrar çıktı alarak teslim ediyor. İşler giderek karmaşıklaşıyor; noter böyle bir belgeyi devir için görmüşse ve siz elinizde A4 kağıdı ile karşısında iseniz işiniz biraz daha zorlaşabilir çünkü söylediğiniz doğru olmayabilir başkaları düzgün belgeler ile gelmişti.
TPE ulaşılamaz bir bilgiye artık ulaşmamızı sağladı zannedebilirsiniz ama markalar yıllardan beri TPE internet sayfasında yayınlanıyor. Aşağıdaki linkten daha detaylı araştırmayı yıllardır yapıyoruz.
http://www.tpe.gov.tr/TurkPatentEnstitusu/onlinehelp/onlineMarka
Türk Patent Enstitüsü'nün bize göre yanlış olan bu uygulamayı sonlandırması yakın zamanda mümkün görünmüyor. Şimdilik resmi işlerde mücadeleli bir süreci göze alın.
20 Temmuz 2015 Pazartesi
Sosyal Medyada Kullanılan "Kullanıcı Adları" ve Bunların Marka Taklidi (Güvenliği) ile İlgisi
Instagram, facebook, twitter, v.s. gibi sosyal medya ortamlarında ticari, sosyal, ya da tamamen masum kişisel amaçlarla oluşturulmuş hesaplar için seçilmiş hesap adları ile ilgili olarak olabilecek sorun potansiyelleri bulunuyor.
Somut örnekleme yapmamak için biraz etrafından dolaşarak açıklamaya çalışırsak, sosyal medya ortamlarında son zamanlarda
- NETGEO...
- DISCOVERY...
- YeniRakı...
- ...NIKE
gibi yüzlerce örneklenebilecek hesap adları, grup adları görüyoruz. Bu şekilde hesap adı kullanmanın yararı, zararı nedir tartışalım.
Yeni bir alışveriş sitesi, sosyal medya hesabı kurulduğu zaman kitlelere en kısa yoldan ulaşabilmenin yolları aranır. Örneklersek:
Kardeşler Mobilya diye bir firmamız olsun ve kendimize bir sosyal medya hesabı oluşturup oradan pazarlama faaliyeti yürüteceğiz. "kardeslerfurniture" hesap adıyla bir instagram hesabı oluşturuyoruz ve bu hesap altında bir kitle oluşturma çabasına girişiyoruz. Durumumuz epey zor olacak...
Bu çabaya girmek yerine instagramda çok büyük bir kitlesi bulunan hesap adlarına yaklaşan bir isim bulmaya karar veriyoruz.
- NETGEOFURNITURE
Hesabı kurup ürünlerimizi yerleştirdikten sonra kullanıcıların NETGEO ile bağlantılı aramalar yapmasını bekliyoruz. Arada bizim sayfaya da uğruyorlar, aralarından bazıları mobilyalarımızı beğenip sitemize de bakıyor belki müşterimiz bile oluyor.
NETGEO'nun tanınırlığını kullanarak belki binlerce takipçiye ulaşıyoruz ve bir pazarlama mecramız oluveriyor fakat mutlu günler daha ne kadar sürecek?!
Kesinlikle bir süre sonra bizi farkediyorlar. Hukuksal müdahale yolu kullanılarak hesap kapatılıyor çabalarımız berhava oluyor başladığımız yere geri dönüp sıfırdan tekrar başlıyoruz. Muhtemel mahkumiyetler ayrı bir konu.
Kötü niyetli kullanıcı hesapları oluşturanları iki ana kategoride değerlendirmek gerekli:
- En başından bu suçu işleme niyetiyle harekete geçip üç günlük vurgun peşinde olanlar,
- Kısa bir süre böyle devam edip sonra kendi hukuka uygun alanına dönme niyetiyle bir ilk hız kazanma konusunda ikna olan kişiler.
Birinci bölüme bir şey diyemiyoruz zaten suçu bir yaşam biçimi olarak belirlemişlerdir.
Yazımızın amacı bundan bir süreliğine fayda temin etmenin yararlı olacağına ikna olmuşlar ve bunun bir suç olabileceği konusunda bilgisiz olanlar.
Sosyal medyada ticari amaçlı hesaplar oluştururken...
Sosyal medyada ticari faaliyetinize destek olmak üzere bir hesap adı oluştururken tabii ki öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken faktörler var. Bunlarla ilgili internet pazarlaması danışmanlarından destek alınmalı fakat ismin seçiminde mutlak dikkat edilmesi gereken bir faktör de marka hukukudur.
Seçilecek hesap adının başka birinin marka hakkına bir tecavüz ihtimali taşımaması gerekir. Buna şöyle karşı çıkmalar görülür:
- Ama o bir televizyon yayın kuruluşu, spor malzemesi satıcısı, v.s., biz mobilyacıyız, kuyumcuyuz, oteliz, v.s.
Marka Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 9. maddesinde:
"...Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebilir:...
... c) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması."
mesleki benzerlik olmamasına rağmen taklit suçu olabileceği açıklanıyor. Burada dikkat ettiğimiz şudur:
"... markanın ulaştığı tanınırlık sebebiyle haksız bir yarar elde edilmesi..."
Belirli bir ismi yada benzerini kullanmasaydınız ulaşamayacağınız bir kitleye sırf o ismi ya da benzerini kullandığınız için ulaşabilme imkanı elde etmeyi "tanınırlıktan haksız yararlanmak" olarak görüyoruz ve KHK de bu durumun suç olduğunu açıklıyor.
Hesap adlarımızı seçerken başkalarının tescilli markalarına yaklaşmaya çalışmamalı ya da masumane seçtiğimiz ismin bu bakımdan bir sıkıntı doğurma potansiyelinin olup olmadığını kontrol etmeliyiz.
Sosyal veya kişisel amaçlı hesap adı seçimleri ile ilgili olarak burada konuyu ilerletmiyoruz ama bu potansiyeli olmadığından değil yazıyı olabildiğince basit tutmak içindir.
Somut örnekleme yapmamak için biraz etrafından dolaşarak açıklamaya çalışırsak, sosyal medya ortamlarında son zamanlarda
- NETGEO...
- DISCOVERY...
- YeniRakı...
- ...NIKE
gibi yüzlerce örneklenebilecek hesap adları, grup adları görüyoruz. Bu şekilde hesap adı kullanmanın yararı, zararı nedir tartışalım.
Yeni bir alışveriş sitesi, sosyal medya hesabı kurulduğu zaman kitlelere en kısa yoldan ulaşabilmenin yolları aranır. Örneklersek:
Kardeşler Mobilya diye bir firmamız olsun ve kendimize bir sosyal medya hesabı oluşturup oradan pazarlama faaliyeti yürüteceğiz. "kardeslerfurniture" hesap adıyla bir instagram hesabı oluşturuyoruz ve bu hesap altında bir kitle oluşturma çabasına girişiyoruz. Durumumuz epey zor olacak...
Bu çabaya girmek yerine instagramda çok büyük bir kitlesi bulunan hesap adlarına yaklaşan bir isim bulmaya karar veriyoruz.
- NETGEOFURNITURE
Hesabı kurup ürünlerimizi yerleştirdikten sonra kullanıcıların NETGEO ile bağlantılı aramalar yapmasını bekliyoruz. Arada bizim sayfaya da uğruyorlar, aralarından bazıları mobilyalarımızı beğenip sitemize de bakıyor belki müşterimiz bile oluyor.
NETGEO'nun tanınırlığını kullanarak belki binlerce takipçiye ulaşıyoruz ve bir pazarlama mecramız oluveriyor fakat mutlu günler daha ne kadar sürecek?!
Kesinlikle bir süre sonra bizi farkediyorlar. Hukuksal müdahale yolu kullanılarak hesap kapatılıyor çabalarımız berhava oluyor başladığımız yere geri dönüp sıfırdan tekrar başlıyoruz. Muhtemel mahkumiyetler ayrı bir konu.
Kötü niyetli kullanıcı hesapları oluşturanları iki ana kategoride değerlendirmek gerekli:
- En başından bu suçu işleme niyetiyle harekete geçip üç günlük vurgun peşinde olanlar,
- Kısa bir süre böyle devam edip sonra kendi hukuka uygun alanına dönme niyetiyle bir ilk hız kazanma konusunda ikna olan kişiler.
Birinci bölüme bir şey diyemiyoruz zaten suçu bir yaşam biçimi olarak belirlemişlerdir.
Yazımızın amacı bundan bir süreliğine fayda temin etmenin yararlı olacağına ikna olmuşlar ve bunun bir suç olabileceği konusunda bilgisiz olanlar.
Sosyal medyada ticari amaçlı hesaplar oluştururken...
Sosyal medyada ticari faaliyetinize destek olmak üzere bir hesap adı oluştururken tabii ki öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken faktörler var. Bunlarla ilgili internet pazarlaması danışmanlarından destek alınmalı fakat ismin seçiminde mutlak dikkat edilmesi gereken bir faktör de marka hukukudur.
Seçilecek hesap adının başka birinin marka hakkına bir tecavüz ihtimali taşımaması gerekir. Buna şöyle karşı çıkmalar görülür:
- Ama o bir televizyon yayın kuruluşu, spor malzemesi satıcısı, v.s., biz mobilyacıyız, kuyumcuyuz, oteliz, v.s.
Marka Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 9. maddesinde:
"...Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebilir:...
... c) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması."
mesleki benzerlik olmamasına rağmen taklit suçu olabileceği açıklanıyor. Burada dikkat ettiğimiz şudur:
"... markanın ulaştığı tanınırlık sebebiyle haksız bir yarar elde edilmesi..."
Belirli bir ismi yada benzerini kullanmasaydınız ulaşamayacağınız bir kitleye sırf o ismi ya da benzerini kullandığınız için ulaşabilme imkanı elde etmeyi "tanınırlıktan haksız yararlanmak" olarak görüyoruz ve KHK de bu durumun suç olduğunu açıklıyor.
Hesap adlarımızı seçerken başkalarının tescilli markalarına yaklaşmaya çalışmamalı ya da masumane seçtiğimiz ismin bu bakımdan bir sıkıntı doğurma potansiyelinin olup olmadığını kontrol etmeliyiz.
Sosyal veya kişisel amaçlı hesap adı seçimleri ile ilgili olarak burada konuyu ilerletmiyoruz ama bu potansiyeli olmadığından değil yazıyı olabildiğince basit tutmak içindir.
15 Temmuz 2015 Çarşamba
Patent Tescili Neye Yarar
Patent tescili dendiği zaman anlaşılan şey kabaca:
- Buluş yap
- Patent tescil başvurusu yap
- 20 yıl tekel hakkı kazan
Fakat patent sisteminin kuruluş amacı bu değildir.
Neden patent diye bir şey var?
Herhangi bir teknik alandaki erişilmiş son bilginin kolayca ve herkes tarafından ulaşılabilir olması için açık bir bilgi havuzu oluşturulması amacıyla PATENT SİSTEMİ oluşturulmuştur.
Buluş yapanları tescil yaptırmaya teşvik etmek de gereklidir. Buluşla elde edilen bilginin paylaşılmasına karşılık patent sistemi bir ödül verir bu da 20 yıl süre ile tekel hakkıdır. Buluşçu hem bilgisini halka açık, ulaşılabilir bir hale getirir ve hem de kazandığı tekel hakkı ile 20 yıl boyunca buluşunun ekonomik değerinden yararlanır.
1617'den beri patent tescilleri yapılmakta. Patent başvurusuna konu edilmiş tüm bilgi patent araştırma portallarında ulaşılabilir olarak bekliyor. Aşağıda patent araştırması için oluşturulmuş portal adresinden bu bilgilere ulaşabilirsiniz.
http://worldwide.espacenet.com/advancedSearch?locale=en_EP
AR-GE Çalışmalarında Patent Data Sistemi'nden Neden Yararlanalım?
Herhangi bir alanda AR-GE yaparken o alandaki tekniğin ulaştığı son noktayı bilebilmek gerekir. Kritik soru şudur:
- BİLİNMEYEN BİR BİLGİYE ULAŞMAYA MI ÇALIŞIYORUM YOKSA DAHA ÖNCE BULUNMUŞ BİR ŞEYİ YENİDEN BULMAYA MI ÇALIŞIYORUM?
İstatistik verelim; Avrupa'da yapılan AR-GE çalışmalarının %15-25 arası bölümü boşa yapılıyor, yani AR-GE faaliyetinin %15-25 bölümü zaten bilinen bir bilgiyi tekrar bulmaya çalışıyor. Bunun parasal karşılığı 60 milyar Avro'ya karşılık geliyor. Aynı istatistiğe Türkiye için sahip olmadığımızdan karşılaştıramıyoruz.
Teknikte oluşmuş bilginin %80'i patent data sistemi içinde ulaşılabilir olarak var. Bu bilginin %90 bölümü ise serbest bilgi yani patent süresi dolmuş yada tescilin kapsamı dışındayız.
Herhangi bir teknik alanda bir teknik problemi çözmeye çalışan araştırmacı öncelikle patent data sistemini kontrol edebilir ve gerçekten var olmayan bir bilgiye ulaşmaya çalıştığından emin olur böylece AR-GE sırasında harcayacağı zaman, emek ve paranın boşa olmadığını bilir.
Patent Sisteminin AR-GE'nin stratejik planlaması konusunda da yararlanılması gereken faydaları var.
NOKIA dersek konu anlaşılır herhalde. Tekniğin nereye doğru evrildiğini öngöremeyip kendi içimizde vereceğimiz kararlarla yürüteceğimiz bir AR-GE'nin bize yarar mı zarar mı getireceğini bilemeyiz.
Her zaman en çok bilinmesi gerekenlerden biri rakiplerin ne ile uğraştıklarıdır. CD'ler çıkmadan önce kasetler kullanılmaktaydı. Kaset piyasasında da çok güçlü bir firma vardı. Firma gelişmeleri göremedi ve kaset teknolojisine yüklenerek kendi batışını hazırladı. Şimdi de CD'ler vedalaşmaya hazırlanıyor.
Patent data sistemi haftalık periyotlarla güncellenir. Yüklenen yeni patentler arasında araştırmacı ilgi duyduğu alandaki yeni başvuruları takip ederek piyasanın nereye doğru geliştiğini tespit eder, kendisinin ne yapması gerektiğini ve gelecekte ne ile karşı karşıya kalacağını bilir.
Herkes dokunmatik ekranlı akıllı telefonlar üzerine patentler alırken siz tuşlu akılsız telefona yoğunlaşmışsanız burada yanlış bir şey vardır. Hemen o yanlış tespit edilip doğru alanda çalışmaya yönelmelisiniz. Patent Sistemi size bu fırsatı sunar.
- Buluş yap
- Patent tescil başvurusu yap
- 20 yıl tekel hakkı kazan
Fakat patent sisteminin kuruluş amacı bu değildir.
Neden patent diye bir şey var?
Herhangi bir teknik alandaki erişilmiş son bilginin kolayca ve herkes tarafından ulaşılabilir olması için açık bir bilgi havuzu oluşturulması amacıyla PATENT SİSTEMİ oluşturulmuştur.
Buluş yapanları tescil yaptırmaya teşvik etmek de gereklidir. Buluşla elde edilen bilginin paylaşılmasına karşılık patent sistemi bir ödül verir bu da 20 yıl süre ile tekel hakkıdır. Buluşçu hem bilgisini halka açık, ulaşılabilir bir hale getirir ve hem de kazandığı tekel hakkı ile 20 yıl boyunca buluşunun ekonomik değerinden yararlanır.
1617'den beri patent tescilleri yapılmakta. Patent başvurusuna konu edilmiş tüm bilgi patent araştırma portallarında ulaşılabilir olarak bekliyor. Aşağıda patent araştırması için oluşturulmuş portal adresinden bu bilgilere ulaşabilirsiniz.
http://worldwide.espacenet.com/advancedSearch?locale=en_EP
AR-GE Çalışmalarında Patent Data Sistemi'nden Neden Yararlanalım?
Herhangi bir alanda AR-GE yaparken o alandaki tekniğin ulaştığı son noktayı bilebilmek gerekir. Kritik soru şudur:
- BİLİNMEYEN BİR BİLGİYE ULAŞMAYA MI ÇALIŞIYORUM YOKSA DAHA ÖNCE BULUNMUŞ BİR ŞEYİ YENİDEN BULMAYA MI ÇALIŞIYORUM?
İstatistik verelim; Avrupa'da yapılan AR-GE çalışmalarının %15-25 arası bölümü boşa yapılıyor, yani AR-GE faaliyetinin %15-25 bölümü zaten bilinen bir bilgiyi tekrar bulmaya çalışıyor. Bunun parasal karşılığı 60 milyar Avro'ya karşılık geliyor. Aynı istatistiğe Türkiye için sahip olmadığımızdan karşılaştıramıyoruz.
Teknikte oluşmuş bilginin %80'i patent data sistemi içinde ulaşılabilir olarak var. Bu bilginin %90 bölümü ise serbest bilgi yani patent süresi dolmuş yada tescilin kapsamı dışındayız.
Herhangi bir teknik alanda bir teknik problemi çözmeye çalışan araştırmacı öncelikle patent data sistemini kontrol edebilir ve gerçekten var olmayan bir bilgiye ulaşmaya çalıştığından emin olur böylece AR-GE sırasında harcayacağı zaman, emek ve paranın boşa olmadığını bilir.
Patent Sisteminin AR-GE'nin stratejik planlaması konusunda da yararlanılması gereken faydaları var.
NOKIA dersek konu anlaşılır herhalde. Tekniğin nereye doğru evrildiğini öngöremeyip kendi içimizde vereceğimiz kararlarla yürüteceğimiz bir AR-GE'nin bize yarar mı zarar mı getireceğini bilemeyiz.
Her zaman en çok bilinmesi gerekenlerden biri rakiplerin ne ile uğraştıklarıdır. CD'ler çıkmadan önce kasetler kullanılmaktaydı. Kaset piyasasında da çok güçlü bir firma vardı. Firma gelişmeleri göremedi ve kaset teknolojisine yüklenerek kendi batışını hazırladı. Şimdi de CD'ler vedalaşmaya hazırlanıyor.
Patent data sistemi haftalık periyotlarla güncellenir. Yüklenen yeni patentler arasında araştırmacı ilgi duyduğu alandaki yeni başvuruları takip ederek piyasanın nereye doğru geliştiğini tespit eder, kendisinin ne yapması gerektiğini ve gelecekte ne ile karşı karşıya kalacağını bilir.
Herkes dokunmatik ekranlı akıllı telefonlar üzerine patentler alırken siz tuşlu akılsız telefona yoğunlaşmışsanız burada yanlış bir şey vardır. Hemen o yanlış tespit edilip doğru alanda çalışmaya yönelmelisiniz. Patent Sistemi size bu fırsatı sunar.
10 Temmuz 2015 Cuma
Patent Başvurularında TÜBİTAK Destekleri
Patent başvurularında bir süreden beri TÜBİTAK tarafından hibe şeklinde destekler veriliyor. Şu anda yürürlükte olan 1602 numaralı Patent Destek Programı hakkında bilgi verelim.
Öncelikle faydalı model tescillerinde bir destek yok. Yalnızca patent başvuruları destekleniyor.
Başvuru şekillerine göre destekleri açıklamamız gerekir. Bunun için de başvuru şekillerini ve destekleri başlıklarla sıralayalım:
- Ulusal Patent Tescili Başvuruları
- PCT (Patent Cooperation Treaty) Kapsamında Uluslararası Başvuru
- PCT Ulusal Aşama Başvuruları
Ulusal Patent Tescili Başvuruları:
Ulusal Patent başvurusu standart bir patent başvurusudur. TÜBİTAK böyle bir başvurunun ARAŞTIRMA RAPORU ve İNCELEME RAPORU düzenlenmesi için hibe desteği verir.
Desteğin azami tutarı bir seferde 600.-EUR olarak belirlenmiştir. Eğer başvuru için düzenlenecek Araştırma ve İnceleme Raporları'nı Türk Patent Enstitüsü (TPE) kendisi düzenlerse bu işlemler için başvuru sahibi resmi ücret yatırmaz ve talebi sırasında ücretin TÜBİTAK'tan alınmasını talep eder.
Eğer Araştırma ve İnceleme işlemlerini TPE yapmayacaksa raporlar yabancı bir ülkeden satın alınacaktır. Bu ülkelerin araştırma inceleme ücretleri eğer 600.-EUR'nun altında ise yine tamamı TÜBİTAK tarafından karşılanır, fazla ise kalan kısım başvuru sahibi tarafından ödenir.
Ulusal patent tescillerinde başvuru devam ederken ödenen yıllık harçlar, son aşamada ödenen belge düzenleme ücreti destek kapsamında değil başvuru sahibinin ödemesi gerekiyor.
Eğer patent tescil başvurusu başarılı bir şekilde tescil ile sonuçlanır ve İncelemeli Patent Belgesi alınabilirse başvuru sahibine 3.000.-TL ödül veriliyor.
- PCT (Patent Cooperation Treaty) Kapsamında Uluslararası Başvuru:
PCT başvurularında ilk başvuru yapılırken bir ödeme yapılmakta. Bu ödeme tutarı firma yada şahıs başvurusu olmasına göre, sayfa sayısına göre ve istem sayısına göre değişiyor. Bunları tek tek açıklamak karışıklık yaratacağı için istem, sayfa konularına girmeyip standart bir başvurunun toplam ücretleri üzerinden gidelim.
Başvuru şahıs adına yapılırsa başvurudaki toplam ücret 2.091.-CHF (İsviçre Frankı) olarak ödenmeli. Bunun 2.000.-CHF kısmını TÜBİTAK ödüyor. Buradaki kolaylık önce ödeme yapılıp sonra parayı TÜBİTAK'tan isteme gibi bir uygulama olmaması. Başvuruda 91.-CHF yatırıyoruz. Kalanını TÜBİTAK ödesin diyoruz.
Başvuru firma adına yapılırsa başvurudaki toplam ücret 3.288.-CHF olarak ödenmeli. Bunun 2.000.-CHF kısmını TÜBİTAK ödüyor. Kalanı başvuru sahibi tamamlıyor.
- PCT Ulusal Aşama Başvuruları:
Önceki uluslararası başvurunun devamı olan ulusal aşamalarda destekleme şekli değişiyor. Artık başvuruyu yapıp sonra evrak ile TÜBİTAK'a başvuruyoruz ve sonra başvuru sahibinin hesabına ödeme yapılıyor. Tercih edilen ülkeler ve destek tutarlarını listeleyelim:
ABD 5.000.-TL
Avrupa Birliği (EPC) 5.000.-TL
Japonya 10.000.-TL
Başka ülke 5.000.-TL
İkinci başka ülke 5.000.-TL
Bir başvuruda destek toplamı 30.000.-TL'nı geçemiyor. Başvuru sahibi şahıs ise yılda beşten fazla patente destek alamıyor, firma ise yirmiden fazla patente destek alamıyor.
Ödül uygulamasına gelirsek PCT'nin ulusal aşaması ile başvurup tescili tamamlayan başvuru sahipleri ülkelere göre şöyle ödül alıyor:
ABD 10.000.-TL
Avrupa Birliği (EPC) 10.000.-TL
Japonya 10.000.-TL
Elimizden geldiği kadar basitleştirmeye çalıştık. Dileriz yararlı olur.
Öncelikle faydalı model tescillerinde bir destek yok. Yalnızca patent başvuruları destekleniyor.
Başvuru şekillerine göre destekleri açıklamamız gerekir. Bunun için de başvuru şekillerini ve destekleri başlıklarla sıralayalım:
- Ulusal Patent Tescili Başvuruları
- PCT (Patent Cooperation Treaty) Kapsamında Uluslararası Başvuru
- PCT Ulusal Aşama Başvuruları
Ulusal Patent Tescili Başvuruları:
Ulusal Patent başvurusu standart bir patent başvurusudur. TÜBİTAK böyle bir başvurunun ARAŞTIRMA RAPORU ve İNCELEME RAPORU düzenlenmesi için hibe desteği verir.
Desteğin azami tutarı bir seferde 600.-EUR olarak belirlenmiştir. Eğer başvuru için düzenlenecek Araştırma ve İnceleme Raporları'nı Türk Patent Enstitüsü (TPE) kendisi düzenlerse bu işlemler için başvuru sahibi resmi ücret yatırmaz ve talebi sırasında ücretin TÜBİTAK'tan alınmasını talep eder.
Eğer Araştırma ve İnceleme işlemlerini TPE yapmayacaksa raporlar yabancı bir ülkeden satın alınacaktır. Bu ülkelerin araştırma inceleme ücretleri eğer 600.-EUR'nun altında ise yine tamamı TÜBİTAK tarafından karşılanır, fazla ise kalan kısım başvuru sahibi tarafından ödenir.
Ulusal patent tescillerinde başvuru devam ederken ödenen yıllık harçlar, son aşamada ödenen belge düzenleme ücreti destek kapsamında değil başvuru sahibinin ödemesi gerekiyor.
Eğer patent tescil başvurusu başarılı bir şekilde tescil ile sonuçlanır ve İncelemeli Patent Belgesi alınabilirse başvuru sahibine 3.000.-TL ödül veriliyor.
- PCT (Patent Cooperation Treaty) Kapsamında Uluslararası Başvuru:
PCT başvurularında ilk başvuru yapılırken bir ödeme yapılmakta. Bu ödeme tutarı firma yada şahıs başvurusu olmasına göre, sayfa sayısına göre ve istem sayısına göre değişiyor. Bunları tek tek açıklamak karışıklık yaratacağı için istem, sayfa konularına girmeyip standart bir başvurunun toplam ücretleri üzerinden gidelim.
Başvuru şahıs adına yapılırsa başvurudaki toplam ücret 2.091.-CHF (İsviçre Frankı) olarak ödenmeli. Bunun 2.000.-CHF kısmını TÜBİTAK ödüyor. Buradaki kolaylık önce ödeme yapılıp sonra parayı TÜBİTAK'tan isteme gibi bir uygulama olmaması. Başvuruda 91.-CHF yatırıyoruz. Kalanını TÜBİTAK ödesin diyoruz.
Başvuru firma adına yapılırsa başvurudaki toplam ücret 3.288.-CHF olarak ödenmeli. Bunun 2.000.-CHF kısmını TÜBİTAK ödüyor. Kalanı başvuru sahibi tamamlıyor.
- PCT Ulusal Aşama Başvuruları:
Önceki uluslararası başvurunun devamı olan ulusal aşamalarda destekleme şekli değişiyor. Artık başvuruyu yapıp sonra evrak ile TÜBİTAK'a başvuruyoruz ve sonra başvuru sahibinin hesabına ödeme yapılıyor. Tercih edilen ülkeler ve destek tutarlarını listeleyelim:
ABD 5.000.-TL
Avrupa Birliği (EPC) 5.000.-TL
Japonya 10.000.-TL
Başka ülke 5.000.-TL
İkinci başka ülke 5.000.-TL
Bir başvuruda destek toplamı 30.000.-TL'nı geçemiyor. Başvuru sahibi şahıs ise yılda beşten fazla patente destek alamıyor, firma ise yirmiden fazla patente destek alamıyor.
Ödül uygulamasına gelirsek PCT'nin ulusal aşaması ile başvurup tescili tamamlayan başvuru sahipleri ülkelere göre şöyle ödül alıyor:
ABD 10.000.-TL
Avrupa Birliği (EPC) 10.000.-TL
Japonya 10.000.-TL
Elimizden geldiği kadar basitleştirmeye çalıştık. Dileriz yararlı olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
