14 Mart 2020 Cumartesi

BİLGİSAYAR TABANLI BULUŞLARIN PATENT TESCİLİ

BİLGİSAYAR TABANLI BULUŞLARIN PATENTLE KORUNMASI

Gündelik yaşamda bilgisayar ve türevlerinin kullanımının yaygınlaşması ile birlikte bilgisayar tabanlı buluşlar ve bunlar için yapılan patent tescili başvurularında patlama oldu ve bu akım artarak devam ediyor. İşlemlerin yazılım (software) destekli olarak yürütülmesi, çeşitli aplikasyonlarla yeni iş akışlarının geliştirilmesi gündelik olarak hayatımızda etkilerini gördüğümüz gelişmeler.
Hayatımızda olumlu etkilerini sıkça gördüğümüz yazılım tabanlı buluşların patent tescilleri ne durumda?

Başvuru yapanlar bu tür buluşlar için kolaylıkla patent tescili hakkı kazanabiliyorlar mı? Hayır diyemesek de çok zor demek gerekir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’ndaki ilgili maddeler ve TürkPatent uygulamalarındaki pratik örneklere bakılarak bu durumun sebepleri değerlendirilebilir.
Kanunun 82. Maddesi nelerin patentle korunabileceği ve korunamayacağını belirler. Buna göre:

“…Teknolojinin her alanındaki buluşlara yeni olması, buluş basamağı içermesi ve sanayiye uygulanabilir olması şartıyla patent verilir.”

denirken,

“…(2) Aşağıda belirtilenler buluş niteliğinde sayılmaz. Patent başvurusu veya patentin aşağıda belirtilen konu veya faaliyetlerle ilgili olması hâlinde, sadece bu konu veya faaliyetlerin kendisi patentlenebilirliğin dışında kalır:
a) Keşifler, bilimsel teoriler ve matematiksel yöntemler.
b) Zihni faaliyetler, iş faaliyetleri veya oyunlara ilişkin plan, kural ve yöntemler.
c) Bilgisayar programları.
ç) Estetik niteliği bulunan mahsuller, edebiyat ve sanat eserleri ile bilim eserleri.
d) Bilginin sunumu”

denmektedir. Herhangi bir buluşun patentle korunabilmesi için YENİ OLMASI, BULUŞ BASAMAĞI İÇERMESİ ve SANAYİYE UYGULANABİLİR OLMASI ve aynı zamanda KEŞİF YA DA TEORİ OLMAMASI, SOYUT ZİHNİ FAALİYET OLMAMASI, BİLGİSAYAR PROGRAMI OLMAMASI, SANAT ESERİ OLMAMASI ve BİLGİNİN SUNULMASINDAN İBARET OLMAMASI gerekiyor.

Burada açıklanmaya muhtaç bir çok tabir var ama biz bu yazıda bilgisayar tabanlı buluşların patentlenebilirliği konusuna odaklandığımız için o yönden konuya yaklaşıyoruz.

Bilgisayar tabanlı buluşların patent başvurularında bize en çok zorluk çıkaran faktörler sırasıyla
- SOYUT ZİHNİ FAALİYET OLARAK görülmek,
- BİLGİSAYAR PROGRAMI olmak,
- BİLGİNİN SUNUMUNDAN ibaret görülmek ve
- BULUŞ BASAMAĞIna sahip olmamak
olarak görülebilir.

6769 Sayılı SMK 2017 yılında yürürlüğe girmeden önce 551 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile patent tescili işlemleri yürütülmekteydi. Orada özellikle bilginin sunulması kavramının açıklaması biraz daha nitelendirilmiş olarak gösterilmekteydi. KHK’de metin:

“…d - Bilginin derlenmesi, düzenlenmesi, sunulması ve iletilmesi ile ilgili teknik yönü bulunmayan usuller;…”

şeklinde kullanılmıştı. Burada “TEKNİK YÖNÜ BULUNMAYAN” ifadesine dikkat çekmek gerekir. Buluşunuz tamamen kurumun ilgili maddesine göre teknik yönü bulunmayan açıklama olarak kabul edilirse standart patentlenebilirlik kriterlerine girilmeden reddedilecek bir başvuru oluyor. 

Örneklersek bir açıklama “teknik” olarak kabul edildiğinde artık ona YENİ mi, BULUŞ BASAMAĞI içeriyor mu ve SANAYİYE UYGULANABİLİR mi diye sorular sorabiliriz ve bunlara evet cevabı alırsak patentlenebilir diyebiliriz ama “TEKNİK DEĞİL” olarak kabul edersek artık sonraki değerlendirme önemini kaybediyor.

TÜRK PATENT’in konuya bakışının farklılığı ya da “KATILIĞI”na örnek olması için bir başvuruda TEKNİK YÖNÜ BULUNAN ÖZELLİKLER ile TEKNİK YÖNÜ BULUNMAYAN ÖZELLİKLER ayrımını örnekleyelim. Başvuru numarası vermeden Türk Patent tarafından düzenlenmiş inceleme raporu ile aynı başvuru için yapılmış PCT başvurusuna düzenlenen Araştırma Raporunu karşılaştıralım:

- Türk Patent tarafından düzenlenen inceleme raporunda aşağıdaki cümleye yer verilmiş:
“…Başvurunun 1. isteminde bahsedilen yöntemde ve 5. isteminde bahsedilen sistemde sadece “bilgisayar veya mobil cihaz” ile “sunucu” kullanımı teknik karakter olarak görülmektedir. Geri kalan işlem adımları buluşa teknik katkı sağlamaması bakımından göz ardı edilmiştir…”

Aynı başvurunun PCT başvurusu için AVRUPA PATENT OFİSİ tarafından hazırlanan araştırma raporunda ise şu açıklama görülüyor:

“…The technical means such as client computer and/or mobile devices, Internet, computer servers, and the like…”
“İstemci bilgisayar ve / veya mobil cihazlar, İnternet, bilgisayar sunucuları ve benzerleri gibi teknik araçlar…”

Görüldüğü gibi Türk Patent’in TEKNİK kavramına yaklaşımı daha çok cihaz düzeyinde gerçekleşiyor fakat AVRUPA PATENT OFİSİ bu kavrama biraz daha esnek yaklaşabiliyor. Bunu yakın zamanda karara bağlanmış bir İtirazlar Birimi(Board OF Appeal) kararında da görmek mümkün:


Özeti: Dokunmatik ekranda görüntülenen metnin değiştirilmesi için dokunsal etkiler üreten dokunmatik ekrana sahip bir sistem. Sistem, metnin içindeki bir dokunuşu algılar ve dokunmanın metnin manipülasyonu için olup olmadığını belirler ve manipülasyon türünü belirler. Sistem daha sonra en azından kısmen belirlenen manipülasyon tipine dayanan bir tür dokunsal durum üretir.
Buluşu basitçe bir dokunmatik ekranda bir metnin bir bölümünün seçilmesi olarak tanımlayabiliriz. 2011 yılında yapılmış başvurunun patentlenebilirlik kriterlerini sağlamaması sebebiyle reddi üzerine yapılan itirazı karara bağlayan birim karar yazısında

“4.7 The technical effect of distinguishing feature (m1) is that the user is enabled to efficiently select a text portion.
4.8 The objective technical problem is considered to be how to enable the user to efficiently select a text portion.”
“4.7 Teknik etkinin ayırt edici özelliği(m1), kullanıcının bir metin bölümünü etkin bir şekilde seçebilmesidir
4.8 Kullanıcının bir metin bölümünü verimli bir şekilde seçmesini nasıl sağlayacağının objektif teknik problem olduğu düşünülmektedir.”

Görüldüğü gibi bir dokunmatik ekranda bir metnin ya da metnin bir bölümünün seçilmesi Avrupa Patent Ofisi tarafından TEKNİK olarak görülmektedir. Bu sayede sonraki aşamaya geçilebilmiş ve
- Yenilik,
- Buluş Basamağı ve
- Sanayiye Uygulanabilirlik
tartışması açılabilmiş. Merak edenler için başvuru yine de patent olarak tescil edilmemiş ama Türkiye’de olsa bu aşamaya dahi gelemeyeceği ihtimali görülüyor.

Buradan şöyle bir sonuca ulaşılabilir:
Özellikle bilgisayar tabanlı buluşlar için yapılacak patent başvurularında Avrupa Patent Ofisi yolunun kullanılması tescil edilebilme olasılığını az da olsa arttırıyor. Bu noktada Avrupa Patentlerinin Türkiye’de de validasyon yolu ile geçerli hale getirilebildiği düşünüldüğünde TürkPatent’in muhtemel ret kararlarının etrafının bazı durumlarda dolaşılabileceği hesaplanabilir ve aynı zamanda bir Avrupa Patenti başvurusu yapılmasının da yararlı olabileceği düşünülebilir.

15 Eylül 2018 Cumartesi

MARKA İTİRAZLARINDA BEŞ YILDAN ESKİ TESCİL TARİHLİ MARKALAR İÇİN KULLANMA BİLDİRİMİ MESELESİ, SORUNLAR ÇÖZÜMLER


10 ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK)  markaların tescil edildikleri mal ya da hizmette kullanılmasını sağlayacak kullanılmayan markaların tescilini zorlaştıracak çeşitli kurallar getirdi. Bu kurallardan bazıları önceki Kanun Hükmünde Kararname’de de yer alıyordu fakat yeni düzenleme ile yayınlanan markalara yapılacak itirazlara da düzenleme getirildi. Bu yazı marka yayınlarına yapılan itirazlara dair yeni düzenleme ile ilgili olarak hazırlanmıştır.
SMK 18. Maddesi yayına yapılacak itirazları belirlemektedir. Buna göre:
Yayıma itiraz
MADDE 18- (1) Bültende yayımlanmış bir marka başvurusunun, 5 inci veya 6 ncı maddelere göre tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayımından itibaren iki ay içinde yapılır.
Devamla yapılacak itirazların incelenmesinde nelerin dikkate alınacağının belirlendiği 19. Madde kapsamında 2. Fıkra tescil tarihi beş yıldan eskiye dayanan markalara dayanılarak yapılan itirazlarda nasıl bir yol izleneceğini açıklıyor. İlgili madde fıkra aşağıda görülüyor:
Yayıma itirazın incelenmesi
MADDE 19-
…(2) 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.
Basitçe açıklamak gerekirse Türkiye’de tescil edilmiş bir markanız var ve tescil edildiği alanda marka kullanımınız yoksa belirli bir süreye kadar benzer markaların yayınlarına itiraz edebiliyorsunuz. Bu belirli süre geçtikten sonra ise artık itirazınız incelemeye alınmıyor.
Bir örnekle konunun daha açık anlaşılmasını sağlayalım:
01 Ocak 2012 tarihinde başvurulmuş bir ABC markasının 01 Eylül 2012 tarihinde tescili kesinleşmiş olsun. Bu marka için kullanma zorunluluğu bu tarihten (01 Eylül 2012) itibaren başlamış olacaktır. Marka sahibi 01 Eylül 2017 tarihine kadar yapılacak başvurulara markanın kullanıldığı ile ilgili herhangi bir ek açıklama yapmadan itirazını yapabilir, markanın kullanımı sorgulanmaz.
Eğer marka için 02 Eylül 2017 tarihinde ya da sonraki herhangi bir tarihte başvurulursa ve ABC marka sahibi tarafından bir itiraz yapılacaksa artık kullanımın sorgulanabileceği döneme girilmiş olacaktır. Sözgelimi ABC D markası başvurulmuşsa ve ABC marka sahibi bir itiraz yapmak istiyorsa eskisi gibi itirazını hazırlar ve Türk Patent’e verir. İtiraz edilen marka sahibi kendisine itiraz bildirildikten sonra bir ay içinde savunmasını hazırlar ve eğer gerek duyarsa itiraz edenin markayı kullandığına dair delil sunmasını talep eder.
Kullanma bildirimi talebi itiraz edene bildirilir ve süre verilerek delilleri sunması istenir. İtiraz eden kendisine tanınan süre içinde markanın kullanımına dair delil sunamazsa markaların benzerliği ya da karıştırılma ihtimali incelemesine geçilmeden itiraz reddedilir.
Böyle bir uygulamaya geçilmesinin ana nedeni marka depoculuğuna ya da trolleşmeye engel olmak olarak açıklandı fakat durum biraz daha karışık.
Firmaların markaların esaslı unsurları aynı kalmakla beraber küçük değişikliklerle aynı markalara başvurdukları görülmektedir. Örnek olarak firma bir tarihte(01/06/2012) düz yazı ile ABC, bir süre sonra (01/062015) figüratif eklenti ile ABC, daha sonraki bir tarihte (01/06/2017) renk değişikliği ile ABC marka tescilleri olabilir. Şimdi söz gelimi 02/06/2017 tarihinde ABC D ibareli bir marka başvurusu yapılmışsa markaya itiraz eden ABC markası sahibi itirazında önceki tarihli üç adet marka tescili ve başvurusuna dayanacaktır.
Aynı itiraz prosedürü takip edilir ve sonraki ABC D marka başvuru sahibine bildirim yapılır. İtiraz edilen marka sahibi itiraz edenin markayı kullanıp kullanmadığını bildirmesini ister. Bu durumda itiraz eden yalnızca bir adet marka için kullanma bildirimi yapmakla yükümlü olacak beş yıldan yeni olan diğer markalar için kullanım ispatı yapmayacaktır. Böyle bir durumda markanın tescilden itibaren kullanılmaması kriteri anlamını yitirecektir.
Görünen şudur: Ortalama beş yılda bir markaya yeniden başvuru yaparsanız marka yayınlarına itiraz ederken kullanma bildirimi yükümlülüğü ortadan kalkacaktır. Bu durum marka depoculuğu ya da trollüğünü ortadan kaldırmayacak yalnızca maliyetini biraz yükseltecektir.
Türkiye’de bir marka tesciliniz var ve henüz markasal kullanımınız yoksa beşinci yıla girmeden önce durumunuzu değerlendirip eğer hala kullanım ihtimaliniz varsa başvurunuzu yenileyerek kanundaki bir zorunluluğu by-pass edebilirsiniz.
Bu durumun ilk konuşulduğu dönemlerde amacın marka depoculuğunu engellemek olduğu belirtilmiş marka kullanımı olmaksızın esaslı unsuru değiştirmeden tekrar edilen başvuruların kötü niyetli başvurular olarak kabul edileceği görüşü öne sürülmüştü. Şu anda bu görüşün geçerli olmadığı görülüyor.
Tanınmış Markalar
Aynı uygulama tanınmış markalara da yapılmakta. Tanınmış markalardan da kullanma bildirimi istenmekte ve itiraz edilen sınıfta ya da benzer sınıfta kullanım gösterilemezse itiraz işleme alınmadan reddilmekte.
Bu durum geçmişte anlamsız bulduğumuz bir başvuru türünün artık bir anlam kazanması sonucunu doğuruyor. Bazı marka sahipleri markalarının muhtemel aynı ya da benzer kullanımlarını engelleyebilmek için tescilin mümkün olduğu tüm sınıflarda tescil başvurusu yapıyor. Örnek olarak yalnızca ayakkabı ticareti yapan bir firma mümkünse tüm Nice sınıflarında marka tescili alabiliyor. Artık bu yolun marka koruması için olası en başarılı yol olduğu söylenebilir. Markanızı 45 sınıfın tamamında tescil ettirdikten sonra ortalama beş yılda bir başvurunuzu yenilerseniz “haksız” korumayı sorunsuz ve istediğiniz kadar devam ettirebilirsiniz. Tek yapmanız gereken her zaman beş yıllık hak düşürücü süreyi tamamlamamış markanızla itiraz etmek.

31 Mart 2017 Cuma

Endüstriyel Tasarım Tescillerinde Yenilik Araştırması Yapılacak

10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren yeni Sınai Mülkiyet Kanunu ile gelen değişiklikleri aralıklarla duyuruyoruz. Bugün ki yazımız tasarım tescillerinde "yenilik araştırması" hakkında:

Şimdi yürürlükte olmayan 554 Sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname döneminde tasarım tescili başvurularında tasarımın yeni olup olmadığının araştırması yapılmamaktaydı. Bunun bir sonucu olarak aynı çekyatın tekrar tekrar tescil edilmesi gibi durumlar yaşanmaktaydı. Ya da firmalar bir tasarım tescili ile ilgili olarak uyarıldıkları zaman ilk tepkileri aynı tasarıma başvuru yapmak oluyordu.

Tasarım tescillerinin yenilik araştırmasının yapılmaması sebebiyle bir başvurunun tescil edilmesinin engellenmesi sadece yayınlanan bültenleri takip eden sorumluluk sahibi sektör üyeleri sayesinde olabiliyordu.

Yeni kanun ile başlayan uygulamada yapılan bir tasarım tescili başvurusu yenilik araştırmasının ardından eğer aynısı bulunmazsa yayınlanacak. Aşağıda böyle bir araştırma ile reddedilmiş bir başvuru örneği görülüyor.

Yenilik Araştırması Nasıl Yapılacak?

Türk Patent tasarım araştırmasını ulaşabildiği araştırma portallarında yapacak. Türk Patent kayıtlarındaki tasarımlar, uluslararası ulaşılabilir tasarım araştırma portalları ve resim arama özelliği bulunan arama motorları kullanılarak yapılacak bir araştırma sonucunda karar verilecek. Aşağıda örnek bir araştırma ekranı gösteriliyor.


Tasarımların yenilik araştırmasının kötü niyetli tescilleri tamamen bitirmesi beklenemez. Bu kanaate iki sebeple ulaşıyoruz:

1- Tüm tasarımların bulunabileceği bir liste ya da bilgi kaynağı olmadığından kurum ancak ulaşabildiği bilgi havuzuna göre bir kanaat oluşturabilir.

2- Kurumun yenilik araştırmasında dayandığı kriter "yenilik" olacak fakat "ayırt edici nitelik" olmayacak. Örneklersek aşağıdaki tasarımları tespit etse dahi tasarımlar tamamen aynı olmadığından reddine karar veremeyecek ama itiraz edildiği zaman "ayırt edici nitelik" bakımından da inceleyebileceğinden itirazla reddedecek.



Görüldüğü gibi yeni uygulama kötü niyetli tescilleri tamamen ortadan kaldıramayacak ve tasarımların takip edilmesi zorunluğu devam edecek ama aynı tasarıma tekrar tekrar başvurulması sorununu bir ölçüde çözmüş olacak.





14 Mart 2017 Salı

Türkiye'de Tescilsiz Tasarım Koruması

10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile tasarımların korunmasında yeni bir yöntem de hayatımıza girdi. Uygulanmasında bazı sıkıntıların yaşanacağını düşünüyoruz fakat konunun kabaca anlaşılabilmesi için bu yazıyı hazırladık.

Tescilsiz Tasarım Koruması, adından da anlaşılacağı gibi herhangi bir kuruma tescil başvurusu yapmadan tasarımın korunabilmesini tanımlıyor.

6769 Sayılı Kanunun 55. maddesinde tasarımlar tanımlanırken tescilsiz tasarım korumasından yararlanacak tasarımlardan da bahsediliyor.

"
ÜÇÜNCÜ KİTAP
Tasarım

BİRİNCİ KISIM
Tasarım Hakkı ve Kapsamı
Tasarım ve ürün
MADDE 55-...(4) Tasarım; bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmiş olması hâlinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olması hâlinde ise tescilsiz tasarım olarak korunur..."

Bir tasarımın Türkiye'de tescilsiz tasarım korumasından yararlanabilmesinin şartları:

1- Yeni olmalı
2- Aynı türdeki diğer ürünlerle karşılaştırıldığında bir ayırt edici özellik gösterebilmeli
3- İlk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olmalı.

Biraz daha detaylı açıklarsak "yeni" olmalı derken kastedilen şudur: İlk kez kamuya sunulma tarihini tescilin birinci günü olarak algılıyoruz. Örnek: Ürün 1 Şubat 2017 tarihinde ilk kez (Türkiye'de) kamuya sunulmuşsa bu tarihten itibaren tescilsiz tasarım korumasından yararlanabilir.

Ürün aynı zamanda aynı türdeki diğer ürünlerle karşılaştırıldığında ayırt edici özellik göstermelidir. Zaten piyasada var olan bir ürünü piyasaya sunuyorsak bizim o ürünü ilk kez piyasaya sunmamız ürünü yeni yapmaz, tasarımsal olarak da ayırt edici düzeyde özgünlük kazandırmış olmamız gerekir.

Ürünün ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması gerekir. Örneklersek; 1 Şubat'ta Türkiye dışında kamuya sunduğumuz bir ürünü 2 Şubat'ta Türkiye'de kamuya sunduğumuz zaman bu korumadan yararlanamayız. Ürünün Türkiye'de kamuya sunulmadan önce dünyanın hiçbir yerinde kamuya sunulmamış olması gerekir.

Tescilsiz tasarım koruması 3 yıl sürüyor. Burada amaçlanan modası çabuk değişen ve ticari ömrü bir kaç yılla sınırlı ürünler için pratik ve maliyeti düşük bir çözüm bulunmasıdır.

Tescilsiz tasarım koruması kapsamında kamuya sunulan ürünler için istenirse tasarım tescili de talep edilebilir. Tescilli tasarım korumasına ulaşmış tasarımın koruma süresi yenilemelerle 25 yıla kadar uzatılabilir fakat burada bilinmesi gereken çok önemli şey şudur.

Bir tasarımı kamuya sunduktan sonra tescil edilebilmesi için kamuya sunulma tarihinden itibaren 12 (oniki) ay içinde başvuru yapılması gerekiyor.

Örneklersek;

 1 Şubat 2017 tarihinde kamuya sunulan bir tasarım tüm özellikleri taşıyorsa herhangi bir ek işlem yapılmaksızın 3 yıllık koruma elde eder. Tasarım sahibi isterse 1 Şubat 2018 tarihine kadar Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvurarak tescilli korumaya geçebilir fakat 2 Şubat 2018 tarihinde artık bu yol kapanır. Hak düşürücü süre bittikten sonra tescil başvurusu yapamaz ama 3 yıllık tescilsiz tasarım koruma süresi devam etmektedir.

Avrupa Birliğinde uzun zamandan beri uygulanmakta olan Tescilsiz Tasarım Koruması ülkemizde yeni bir konu. Uygulama başladıktan sonra muhtemelen ek bilgilendirmeler gerekecek. Zaman içinde yeni yazılar ile konunun anlaşılması için katkı sunmaya çalışacağız.


2 Eylül 2015 Çarşamba

Amerika Birleşik Devletleri'nde Tasarım Tescili Artık Daha Kolay (mı)

Endüstriyel tasarımların uluslararası tescili için kurulmuş olan Lahey Sistemi üzerinden Amerika Birleşik Devletleri' de (ABD) başvuru kabul etmeye başladı.

2005 yılından bu yana üyesi olduğumuz LAHEY SİSTEMİ uluslararası endüstriyel tasarım tescillerini kolaylaştırmak için düzenlenmiş bir organizasyondur. Tescil işlemleri için birer birer ülkelere başvurmanın zorlukları ve çok yüksek maliyetini ortadan kaldırmak için kurulmuştur.

LAHEY SİSTEMİ üzerinden yapılacak bir başvuru ile sisteme üye tüm ülkelerde tescil hakkı kazanılabiliyor. Türkiye'nin başvurulabilen ülke listesi şöyle:



Tasarımlarınızı belirledikten sonra ilgili olduğunuz ülkeleri belirleyerek ücretini yatırıp başvuruyu bir kerede yapabiliyorsunuz. Her bir ülkede ayrı ayrı vekalet ücreti ödenmesi külfetinden kurtardığı için başvurana büyük bir mali ve bürokratik avantaj sağlıyor.

Listeye aralıklarla yeni ülkeler ekleniyor. En son eklenen ülke de ABD oldu. diğer ülkeler gibi ABD'ne de orada ayrıca bir vekil görevlendirmeden başvurulabilecek fakat bunun bazı zorlukları var.

Türkiye'de bir tasarım tescili başvurusu için tescil edilecek ürünün istediğimiz kadar resmini katı modelleme çizimi ya da fotoğraf şeklinde oluşturup başvurabiliyoruz. Çeşitli açılardan fotoğraflamak yeterli oluyor fakat ABD bu şekilde başvuru kabul etmiyor bu da ABD'yi de kapsayan bir başvuruda hazırlığın nasıl yapılacağı gibi bir soruyu sorduruyor.

ABD'de tasarım tescillerine Design Patent (Tasarım Patenti) deniyor. Bir başvuruda bir tasarımı tescil edebiliyorsunuz çoklu başvuru yapmanız mümkün değil. Bir tasarım için bir iki resim koymanız yeterli olmuyor. Öncelikle aşağıdaki gibi hazırlanmış çizgisel anlatımlı resimler hazırlamanız gerekiyor.



Hazırlayacağınız resimlerde ürünü tüm perspektiflerden göstermeniz gerekiyor. İlave olarak en azından bir perspektif görüntü de gerekli. Her bir resmi de en azından bir cümle ile tanımlamalısınız.

ABD gibi Çin ve Rusya'da bu şekilde başvuru kabul ediyorlar ama henüz LAHEY SİSTEMİ üzerinden başvuru kabul etmedikleri için oralardaki vekilleri görevlendirmek gerekiyor ve onlar zaten onlar olması gerektiği gibi başvuru hazırlıyorlar.

Görüldüğü gibi sistemin işleri kolaylaştıracağı açık ama ABD için bir intibak süresi gerekecek.

















13 Ağustos 2015 Perşembe

Marka Tescil Belgeleri'ni Peçeteye Yazmak

Bir süreden beri Türk Patent Enstitüsü tescil belgelerini pdf olarak email yoluyla ya da A4 üzerine çıktı alarak elden teslim ediyor. Bütün karşı çıkmalara rağmen muhteşem buluşları üzerinde ısrarla devam ediyorlar.

Bunun ilk elde moral bir problemi var. 8-10 ay bekledikten sonra başvuru sahibine buruşuk bir yazıcı çıktısı verince bir hayal kırıklığı oluyor doğal olarak. Buruşuk derken gerçekten buruşuk. Evrakı posta ile alıyorsanız bir kağıt top asabilirsiniz duvarınıza.

Önceki belgeler karton kalınlığına yakın kalınlıkta mukavim kağıtlardı, üzerlerinde özel damga ve ıslak imza vardı. Sonra bu ihtiyaç ortadan kalkıverdi.

Dünyada nasıl derseniz ABD ve Japonya'dan gelen tescil belgelerini görmenizi öneririm.

Belgenin müsveddeleşmesinin moral etkisini bir yana bırakırsak şimdi resmi işlemlerde de sorun çıkmaya başladığını görüyoruz. Markayı devretmek için notere gittiğinizde ya da belgeyi kullanarak gıda sicili üretim izni veya TSE, garanti belgesi başvurusu yaptığınızda gösterdiğiniz kağıdın gerçekten marka tescil belgesi olduğuna kurumları inandırmanız gerekiyor.

Şikayetler son zamanlarda artmış ki Türk Patent Enstitüsü (TPE) soruna köklü bir çözüm bulmuş.

http://online.tpe.gov.tr/EvrakDogrulama/Default.aspx

Kısaca "inanmıyorsan buraya bak linki" diyebileceğimiz yukarıdaki linki sorun yaşadığınız noter yada kamu kurumu memuruna söyleyip (artık bunu da ezberleyemiyosanız ayıp) buraya girip kontrol etmesini rica edeceksiniz. Hemen koşup bakacağına eminiz tabii. Ya da linkin gerçekten TPE'ne ait bir link olup olmadığını kontrol için başka bir link de vermeniz gerekebilir. O yok henüz.

Bu arada bazı patent ofisleri müşterilerine düzgün belge verebilmek için özel kağıtlara tekrar çıktı alarak teslim ediyor. İşler giderek karmaşıklaşıyor; noter böyle bir belgeyi devir için görmüşse ve siz elinizde A4 kağıdı ile karşısında iseniz işiniz biraz daha zorlaşabilir çünkü söylediğiniz doğru olmayabilir başkaları düzgün belgeler ile gelmişti.

TPE ulaşılamaz bir bilgiye artık ulaşmamızı sağladı zannedebilirsiniz ama markalar yıllardan beri TPE internet sayfasında yayınlanıyor. Aşağıdaki linkten daha detaylı araştırmayı yıllardır yapıyoruz.

http://www.tpe.gov.tr/TurkPatentEnstitusu/onlinehelp/onlineMarka

Türk Patent Enstitüsü'nün bize göre yanlış olan bu uygulamayı sonlandırması yakın zamanda mümkün görünmüyor. Şimdilik resmi işlerde mücadeleli bir süreci göze alın.

20 Temmuz 2015 Pazartesi

Sosyal Medyada Kullanılan "Kullanıcı Adları" ve Bunların Marka Taklidi (Güvenliği) ile İlgisi

Instagram, facebook, twitter, v.s. gibi sosyal medya ortamlarında ticari, sosyal, ya da tamamen masum kişisel amaçlarla oluşturulmuş hesaplar için seçilmiş hesap adları ile ilgili olarak olabilecek sorun potansiyelleri bulunuyor.

Somut örnekleme yapmamak için biraz etrafından dolaşarak açıklamaya çalışırsak, sosyal medya ortamlarında son zamanlarda

- NETGEO...
- DISCOVERY...
- YeniRakı...
- ...NIKE

gibi yüzlerce örneklenebilecek hesap adları, grup adları görüyoruz. Bu şekilde hesap adı kullanmanın yararı, zararı nedir tartışalım.

Yeni bir alışveriş sitesi, sosyal medya hesabı kurulduğu zaman kitlelere en kısa yoldan ulaşabilmenin yolları aranır. Örneklersek:

Kardeşler Mobilya diye bir firmamız olsun ve kendimize bir sosyal medya hesabı oluşturup oradan pazarlama faaliyeti yürüteceğiz. "kardeslerfurniture" hesap adıyla bir instagram hesabı oluşturuyoruz ve bu hesap altında bir kitle oluşturma çabasına girişiyoruz. Durumumuz epey zor olacak...

Bu çabaya girmek yerine instagramda çok büyük bir kitlesi bulunan hesap adlarına yaklaşan bir isim bulmaya karar veriyoruz.

- NETGEOFURNITURE

Hesabı kurup ürünlerimizi yerleştirdikten sonra kullanıcıların NETGEO ile bağlantılı aramalar yapmasını bekliyoruz. Arada bizim sayfaya da uğruyorlar, aralarından bazıları mobilyalarımızı beğenip sitemize de bakıyor belki müşterimiz bile oluyor.

NETGEO'nun tanınırlığını kullanarak belki binlerce takipçiye ulaşıyoruz ve bir pazarlama mecramız oluveriyor fakat mutlu günler daha ne kadar sürecek?!

Kesinlikle bir süre sonra bizi farkediyorlar. Hukuksal müdahale yolu kullanılarak hesap kapatılıyor çabalarımız berhava oluyor başladığımız yere geri dönüp sıfırdan tekrar başlıyoruz. Muhtemel mahkumiyetler ayrı bir konu.

Kötü niyetli kullanıcı hesapları oluşturanları iki ana kategoride değerlendirmek gerekli:

- En başından bu suçu işleme niyetiyle harekete geçip üç günlük vurgun peşinde olanlar,
- Kısa bir süre böyle devam edip sonra kendi hukuka uygun alanına dönme niyetiyle bir ilk hız kazanma konusunda ikna olan kişiler.

Birinci bölüme bir şey diyemiyoruz zaten suçu bir yaşam biçimi olarak belirlemişlerdir.

Yazımızın amacı bundan bir süreliğine fayda temin etmenin yararlı olacağına ikna olmuşlar ve bunun bir suç olabileceği konusunda bilgisiz olanlar.

Sosyal medyada ticari amaçlı hesaplar oluştururken...

Sosyal medyada ticari faaliyetinize destek olmak üzere bir hesap adı oluştururken tabii ki öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken faktörler var. Bunlarla ilgili internet pazarlaması danışmanlarından destek alınmalı fakat ismin seçiminde mutlak dikkat edilmesi gereken bir faktör de marka hukukudur.

Seçilecek hesap adının başka birinin marka hakkına bir tecavüz ihtimali taşımaması gerekir. Buna şöyle karşı çıkmalar görülür:

- Ama o bir televizyon yayın kuruluşu, spor malzemesi satıcısı, v.s., biz mobilyacıyız, kuyumcuyuz, oteliz, v.s.

Marka Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin 9. maddesinde:

"...Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebilir:...
... c) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması."

mesleki benzerlik olmamasına rağmen taklit suçu olabileceği açıklanıyor. Burada dikkat ettiğimiz şudur:

"... markanın ulaştığı tanınırlık sebebiyle haksız bir yarar elde edilmesi..."

Belirli bir ismi yada benzerini kullanmasaydınız ulaşamayacağınız bir kitleye sırf o ismi ya da benzerini kullandığınız için ulaşabilme imkanı elde etmeyi "tanınırlıktan haksız yararlanmak" olarak görüyoruz ve KHK de bu durumun suç olduğunu açıklıyor.

Hesap adlarımızı seçerken başkalarının tescilli markalarına yaklaşmaya çalışmamalı ya da masumane seçtiğimiz ismin bu bakımdan bir sıkıntı doğurma potansiyelinin olup olmadığını kontrol etmeliyiz.

Sosyal veya kişisel amaçlı hesap adı seçimleri ile ilgili olarak burada konuyu ilerletmiyoruz ama bu potansiyeli olmadığından değil yazıyı olabildiğince basit tutmak içindir.